Yargıtay’dan Dizlik Takmayan Motosiklet Sürücüsü Hakkında Emsal Karar!
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’ne konu olan davada, “kazada mağdur olsa bile, yasal olarak takması zorunlu olan dizliğini takmayan motosiklet sürücüsü, gerçekleşen trafik kazasında kusurlu olur.” kararına hükmetti. Emsal niteliğindeki karar hakkında tüm detayları haber yazımızın devamında bulabilirsiniz.
Yüksek Mahkeme’ye taşınan olayda, kask, dizlik ve benzeri koruyucu ekipmanlarını takmayan motosiklet sürücüsünün, gerçekleşen trafik kazasında mağdur durumda olsa bile kusurlu olacağına hükmedildi.
Karayollarında yer alan taşıtların idaresinde dikkat edilmesi gereken kurallara dikkat çeken Yüksek Mahkeme, bu noktada ülkemizdeki milyonlarca motosiklet sürücüsünü de yakından ilgilendiren emsal niteliğinde bir karara imza attı. Gerçekleşen trafik kazasında mağdur durumda olan motosiklet sürücüsü, dizlik takmadığı için Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından kusurlu bulundu.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararı
Yüksek Mahkeme’nin almış olduğu kararda, trafik kazasında zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdur durumunda olan kişinin de kusurunun bulunması halinde gündeme gelen müterafik kusur, 6098 sayılı TBK’nın elli ikinci maddesinde düzenlendiğine dikkat çekildi.
Bu noktada mağdur konumunda olan kişinin sahip olduğu kusur, gerçekleşen trafik kazasının ardından meydana gelen zararın ortaya çıkmasında temek sebep olabileceği gibi, belirlenen kusura göre zarar veya ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebileceği ifade edildi.
İlk derece mahkemesinden temyiz edilerek Yargıtay 17. Hukuk Dairesi önüne getirilen somut olayda, davacı motosiklet sürücüsünün, meydana gelen trafik kazası sonrasında sağ dizinde hareket kısıtlılığı oluşacak şekilde malul kaldığı tespit edilmiştir. Bu noktada KTK ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde yer alan hükümler göz önünde bulundurulduğunda motosiklet sürücüsünün takmasının zorunlu olarak kabul edildiği dizlik gibi koruyucu ekipmanları takıp takmadığının araştırılmasının gerektiği vurgulanmıştır.
Yüksek Mahkeme, davacı motosiklet sürücüsünün, sağ dizinden malul kaldığı trafik kazasının gerçekleştiği esnada dizlik ve benzeri koruyucu ekipmanları takmaması halinde Daire’nin uygulamalarının da dikkate alınması gerektiğine karar vermiştir.
Buna göre TBK’nın elli ikinci maddesi uyarınca, yüzde yirmi oranında tazminattan müterafik kusur indirim yapılarak karar verilmesinin gerektiği sabittir. Ancak yerel mahkemenin eksik inceleme yaparak yazılı şekilde hüküm vermiş olmasının hukuka aykırı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu gerekçeler itibarıyla ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karar oy birliği ile bozulmayı gerektirmiştir.
Dizlik Takmayan Motosiklet Sürücüsü Kusurlu
Meydana gelen trafik kazasında dizlik veya kask gibi koruyucu ekipman takması zorunlu olduğu halde takmayan sürücüler, söz konusu kazada mağdur olsalar bile kusurlu sayıldıklarından kaza sonucu alacakları tazminat miktarlarında belirli bir oranda indirim uygulanmaktadır.
T.C.
YARGITAY
- HUKUK DAİRESİ
E. 2014/7002
K. 2016/1010
T. 27.1.2016
- TRAFİK KAZASINDAN KAYNAKLANAN CİZMANİ ZARAR NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ ( Desteğin Motosiklete Kasksız Olarak Binmiş Olması Halinde Zarar Görenin Müterafik Kusuru Kabul Edileceği ve Belirlenecek Kusur Oranında Bir İndirim Yapılacağı – Davacı Sürücünün Kask Takıp Takmadığı Araştırılıp Tazminattan İndirim Yapılmasının Gerekip Gerekmediği Hususunun Tartışıldıktan Sonra Karar Verileceği )
- DAVACI MOTOSİKLET SÜRÜCÜSÜNÜN KASK TAKIP TAKMADIĞININ ARAŞTIRILMASI ( Trafik Kazasından Kaynaklanan Cismani Zarar Nedeni İle Maddi Tazminat İstemi -Desteğin Motosiklete Kasksız Olarak Binmiş Olması Halinde Zarar Görenin Müterafik Kusuru Kabul Edileceği ve Belirlenecek Kusur Oranında Bir İndirim Yapılacağı/Davacı Sürücünün Kask Takıp Takmadığı Araştırılarak Karar Verilmesi Gerektiği )
- İŞ GÜCÜ KAYBININ TESPİTİ ( Trafik Kazasından Kaynaklanan Cismani Zarar Nedeni İle Maddi Tazminat İstemi – Olay Tarihinde Yürürlükte Bulunan “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” Hükümlerine Göre Davacının Daimi İşgücü Kaybının Tespiti Yönünden Rapor Alınarak Hüküm Kurulması Gerektiği )
- ZARAR GÖRENİN MÜTERAFİK KUSURU BULUNMASI ( Zarara Uğrayan Zarar Doğuran Eyleme Razı Olmuş veya Kendisinin Sebep Olduğu Hal ve Şartlar Zararın Meydana Gelmesine Etki Yapmış veya Tazminat Ödevlisinin Durumunu Diğer Bir Surette Ağırlaştırmış İse Hakimin Tazminat Miktarını Hafifletebileceği )
- TAZMİNATTAN İNDİRİM YAPILMASI ( Trafik Kazasından Kaynaklanan Cismani Zarar Nedeni İle Maddi Tazminat İstemi – Desteğin Motosiklete Kasksız Olarak Binmiş Olması Halinde Zarar Görenin Müterafik Kusuru Kabul Edileceği ve Belirlenecek Kusur Oranında Bir İndirim Yapılacağı/Davacı Sürücünün Kask Takıp Takmadığı Araştırılarak Karar Verilmesi Gerektiği )
818/m. 44, 45, 46
ÖZET : Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre davacının daimi işgücü kaybının tespiti yönünden rapor alınıp hüküm kurulması gerekir.
Zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim, tazminat miktarını hafifletebilir.
Davaya konu olan olayda, davalı vekili davacı motosiklet sürücüsünün motosiklete kask, dizlik v.s takmadan binmesi sebebiyle müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur. Dosya kapsamından davacı sürücünün kaza anında kask takıp takmadığı anlaşılamamaktadır.
Desteğin motosiklete kasksız olarak binmiş olması halinde zarar görenin müterafik kusuru kabul edilmeli ve bu sebeple de belirlenecek kusur oranında bir indirim yapılması zorunludur. Davacı sürücünün kask takıp takmadığı araştırılıp tazminattan indirim yapılmasının gerekip gerekmediği hususunun tartışıldıktan sonra karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, davalıya trafik sigortalı aracın 30/08/2010 tarihinde motosiklet sürücüsü müvekkiline çarparak yaralanmasına sebep olduğunu belirterek 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini istemiş, 21/11/2013 tarihli dilekçeyle talebini ıslah etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulüne, 127.910,72 TL maddi tazminatın 28/11/2011 dava tarihinden işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-)Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının maluliyet oranının belirlenmesi hususunda alınan Adana Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurumunun 18/07/2013 tarihli raporuna göre davacının %36 oranında daimi maluliyetinin bulunduğu kabul edilerek aktüer hesabı yaptırılmıştır. Oysa, hükme esas alınan maluliyet raporu olay tarihinde yürürlükte bulunan “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre düzenlenmediğinden hükme dayanak yapılması mümkün bulunmamaktadır.
O halde mahkemece, olay tarihinde yürürlükte bulunan “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre davacının daimi işgücü kaybının tespiti yönünden rapor alınıp sonucu göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3-) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 44/1. maddesi hükmüne göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim, tazminat miktarını hafifletebilir.
Davaya konu olan olayda, davalı vekili davacı motosiklet sürücüsünün motosiklete kask, dizlik v.s takmadan binmesi sebebiyle müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur. Dosya kapsamından davacı sürücünün kaza anında kask takıp takmadığı anlaşılamamaktadır.
Desteğin motosiklete kasksız olarak binmiş olması halinde BK.nun 44. maddesi uyarınca zarar görenin müterafik kusuru kabul edilmeli ve bu sebeple de belirlenecek kusur oranında bir indirim yapılması zorunludur. Bu itibarla somut olayda davacı sürücünün kask takıp takmadığı araştırılıp BK. 44. maddesi gereğince tazminattan indirim yapılmasının gerekip gerekmediği hususunun tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun karar yerinde değerlendirilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
- HUKUK DAİRESİ
E. 2014/5764
K. 2016/1089
T. 28.1.2016
- TRAFİK KAZASI (Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Rücuen Tazmini İstemi – Rücu İstemine Dayanak Davada Davalıya Davanın İhbar Edilmesine Karar Verilmiş İse de Tebligat Yapılamadığı/Rücuya Tabi Olan Miktarların Tespiti Bakımından Bilirkişiden Rapor Alınarak Karar Verileceği – Savunma Hakkının Kısıtlanamayacağı)
- SAVUNMA HAKKININ TANINMASI (Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Rücuen Tazmini – Rücu İstemine Dayanak Davada Davalıya Davanın İhbar Edilmesine Karar Verilmiş İse de Davalıya Tebligat Yapılamadığı/Ödenmesi Gereken ve Rücuya Tabi Olan Miktarların Tespiti Bakımından Bilirkişiden Rapor Alınarak Sonucuna Göre Karar Verileceği)
- DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATININ RÜCUEN TAZMİNİ İSTEMİ (Trafik Kazasından Kayanklı – Rücuya Tabi Olan Miktarların Tespiti Bakımından Bilirkişiden Rapor Alınacağı/Rücu İstemine Dayanak Davada Davalıya Davanın İhbar Edilmesine Karar Verilmiş İse de Davalıya Tebligat Yapılamadığı Gözetilerek Savunma Hakkı Tanınacağı)
- RÜCU DAVASINA DAYANAK DAVADA İHBAR KARARININ TEBLİĞ EDİLMEMESİ (Davalının Savunma Hakkının Kısıtlanmaması Gerektiği – Mahkemece Ödenmesi Gereken ve Rücuya Tabi Olan Miktarların Tespiti Bakımından Destekten Yoksun Kalmaya İlişkin Önceki Rapor Tarihine Göre Bilirkişiden Rapor Alınacağı)
2709/m.36/1
6100/m.27
ÖZET : Dava; trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatının rücuen tahsili istemine ilişkindir. Eldeki davada; rücu isteminin Asliye Hukuk Mahkemesince verilen karara dayandığı, söz konusu dosyada davalıya davanın ihbar edilmesine karar verilmiş ise de davalıya tebligat yapılamadığı ve davalının rücuya konu davadan iş bu dosyasının açılması ile haberdar olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da destekten yoksun kalma tazminatı konusunda bir hesaplama yapılmamıştır. Davalının savunma hakkının kısıtlanmaması gerekir. O halde mahkemece, ödenmesi gereken ve rücuya tabi olan miktarların tespiti bakımından destekten yoksun kalmaya ilişkin önceki rapor tarihine göre bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, davalının kayıt maliki olduğu aracın sürücüsünün karışmış olduğu tek taraflı trafik kazasında araç içinde yolcu olan …’in vefat ettiğini, ölenin yakınları tarafından aracın geçerli bir trafik sigortası bulunmaması nedeni ile davalı aleyhine açılan destekten yoksun kalma talepli davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın icraya konulması üzerine davacı tarafından 15.08.2012 tarihinde 99.505,97TL ödeme yapıldığını, ödemenin sürücü ve kayıt malikinden rücu amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız yere itiraz edildiğinini belirterek takibe yapılan itirazın iptali ile davalının %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın kaza tarihinde geçerli bir trafik sigortası bulunduğundan rücu şartlarının oluşmadığını, aracın fiili hakimiyetinin müvekkilinde bulunmadığını, takibe dayanak kararında davalıya ihbar dahi edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak; takibe yapılan itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
TC Anayasası’nın 36/1 maddesinde “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmü düzenlenmiştir. Yine HUMK.nun 73. maddesi (HMK’nın 27. maddesi) uyarınca “kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikce hükmünü veremez”. Bir davanın görülmesi için taraf teşkilinin sağlanması esas olup, hakimin bu hususu re’sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir.
Eldeki davada; rücu isteminin Asliye Hukuk Mahkemesince verilen karara dayandığı, söz konusu dosyada davalıya davanın ihbar edilmesine karar verilmiş ise de davalıya tebligat yapılamadığı ve davalının rücuya konu davadan iş bu dosyasının açılması ile haberdar olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da destekten yoksun kalma tazminatı konusunda bir hesaplama yapılmamış olup, davacı tarafından İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/527 esas 2012/272 dosyasına istinaden Hatay 1. İcra Müdürlüğü’nün 2012/7699 sayılı dosyasında takibe konulan tutarların birbiri ile uyumlu olduğunu belirtilmiştir. Davalının savunma hakkının kısıtlanmaması gerekir O halde mahkemece, ödenmesi gereken ve rücuya tabi olan miktarların tespiti bakımından destekten yoksun kalmaya ilişkin önceki rapor tarihine göre bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile verilen hükmün BOZULMASINA, 28.01.2016 gününde oy birliği ile karar verildi.
T.C.
YARGITAY
- HUKUK DAİRESİ
E. 2015/11245
K. 2016/1045
T. 27.1.2016
- ARAÇ DEĞER KAYBININ TAHSİLİ İSTEMİ (Trafik Kazasından Kaynaklanan – Araç Hasarının ve Değer Kaybının Belirlenmesi Hususunda Üç Kişilik Makina Mühendisinden Oluşacak Bilirkişi Heyetinden Ayrıntılı Gerekçeli Denetime Elverişli Rapor Alınarak Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gerektiği)
- TRAFİK KAZASI (Değer Kaybının Belirlenmesi Hususunda Esas Alınan Aracın Kaza Tarihindeki Hasar Görmemiş İkinci El Piyasa Değeri İle Kazadan Sonra Onarılmış Haldeki İkinci El Piyasa Değeri Arasındaki Fark Kriterine Uyulmaksızın Aracın Yaşı Hasar Durumu ve Piyasa Koşullarına Göre Genel Bir Niteleme Yapılmasının Hatalı Olduğu)
- BİLİRKİŞİ RAPORU (Değer Kaybı Konusunda Genel Bir Değerlendirme Yapan Rapora Dayalı Hüküm Kurulamayacağı – Aracın Kaza Öncesi Hasarsız İkinci El Piyasa Rayiç Değeri İle Kaza Meydana Geldikten ve Tamir Edildikten Sonraki İkinci El Piyasa Rayiç Değeri Arasındaki Farka Göre Değer Kaybının Yeniden Hesaplanması Gerektiği)
6100/m.266
ÖZET : Dava, trafik kazası sonucu oluşan araç değer kaybı ve ikame araç bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Değer kaybı konusunda genel bir değerlendirme ile değer kaybının tespit olunduğu bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının yeniden hesaplanması gerekmektedir. Açıklanan sebeplerle dosyada içerisindeki raporlar da irdelenmek suretiyle, araç hasarının ve değer kaybının belirlenmesi hususunda üç kişilik makina mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetinden ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hükmü elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı İstanbul Emniyet Müdürlüğü vekili ve davalı H. T. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili; davalı H. T.’ın 34 … 1054 plakalı araç ile park halindeki 34 … 1648 plakalı araca çarptığını, hasarların davalının kasko şirketi tarafından karşılandığını, çarpma sonrasında araçta oluşan değer kaybı ve onarım süresi boyunca kullanılmamasından kaynaklanan zararlarının olduğunu, belirterek araçta meydana gelen değer kaybı için 11.500,00 TL ve onarım süresince kullanılamamasından kaynaklanan zararlar için 1.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 12.500,00 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı H. T.; meydana gelen kazada kusurun tamamen kendisine ait olmadığını, davacının aracı park etme yasağı bulunan Rumeli caddesi üzerine park ettiğini bu sebeple kendisinin de kusurlu olduğunu, onarım süresince kullanılmamasından kaynaklanan 1.000,00 TL nin istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, istenen 11.500,00 TL nin de hukuksuz ve art niyetli olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Emniyet Genel Müdürlüğü izafeten İstanbul Muhakemat Müdürlüğü vekili; talep edilen miktarların fahiş olduğunu, kaza günü kazanın olduğu sokakta “park yazılmaz” levhasının bulunduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüyle 11.500,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 1.000,00 TL lik aracın onarım süresince kullanılamamasından dolayı talep edilen tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı İstanbul Emniyet Müdürlüğü vekili ve davalı H. T. tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı İstanbul Emniyet Müdürlüğü vekili ve davalı H. T.’ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-)Dava, trafik kazası sonucu oluşan araç değer kaybı ve ikame araç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafça, iş bu davada araç hasarı talep edilmemiş, ancak kaza sebebiyle araçta oluşan değer kaybı istenmiştir. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda 11.500,00 TL değer kaybı tazminatına hükmolunmuş ise de, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda araç değer kaybı hesaplaması doğru yapılmamıştır. Eksik inceleme ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilemez.
Dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporu ve İstanbul Teknik Üniversitesi heyet raporunda araçtaki değer kaybının tespiti, Dairemizce değer kaybının belirlenmesi hususunda esas alınan, aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2.el piyasa değeri arasındaki fark kriterine uyulmaksızın aracın yaşı, hasar durumu ve piyasa koşullarına göre genel bir niteleme yapılarak sağlanmıştır. Değer kaybı konusunda genel bir değerlendirme ile değer kaybının tespit olunduğu bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Açıklanan sebeplerle dosyada içerisindeki raporlar da irdelenmek suretiyle, araç hasarının ve değer kaybının belirlenmesi hususunda üç kişilik makina mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetinden ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hükmü elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı İstanbul Emniyet Müdürlüğü vekili ve davalı H. T.’ın sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı İstanbul Emniyet Müdürlüğü vekili ve davalı H. T.’ın temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalı H. T.’a iadesine, 27.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YARGITAY
- HUKUK DAİRESİ
E. 2014/6945
K. 2016/1011
T. 27.1.2016
- TRAFİK KAZASINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT SEBEBİYLE AÇILAN İTİRAZIN İPTALİ DAVASI ( Davalı Borçlunun İtirazı Üzerine Yetkisizlik Kararının Kesinleşerek Dosyanın Yetkili Mahkemeye Gönderildiği – İşin Esasına Girilerek İnceleme Yapılması Gerektiği/İtirazın İptali Davasının Dinlenebilmesi İçin O Yer Mahkemesinin Bulunduğu Yer İcra Dairesinde Usulüne Uygun Olarak Yapılmış Bir İcra Takibinin Olması Gerektiği Gerekçesi İle Davanın Reddedilmemesi Gerektiği )
- İTİRAZIN İPTALİ DAVASI ( Davalı Borçlunun İtirazı Üzerine Yetkisizlik Kararının Kesinleşerek Dosyanın Yetkili Mahkemeye Gönderildiği/İşin Esasına Girilerek İnceleme Yapılması Gerektiği – İtirazın İptali Davasının Dinlenebilmesi İçin O Yer Mahkemesinin Bulunduğu Yer İcra Dairesinde Usulüne Uygun Olarak Yapılmış Bir İcra Takibinin Olması Gerektiği Gerekçesi İle Davanın Reddedilemeyceği )
- YETKİSİZLİK KARARI KESİNLEŞEREK DOSYANIN YETKİLİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ ( İtirazın İptali Davası – İşin Esasına Girilerek İnceleme Yapılması Gerektiği/İtirazın İptali Davasının Dinlenebilmesi İçin O Yer Mahkemesinin Bulunduğu Yer İcra Dairesinde Usulüne Uygun Olarak Yapılmış Bir İcra Takibinin Olması Gerektiği Gerekçesi İle Davanın Reddedilmemesi Gerektiği )
2004/m. 67
ÖZET : Dava, trafik kazasından kaynaklanan ödenen tazminatın rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı borçlu mahkemenin yetkisine itiraz etmiş; talep üzerine yetkisizlik kararının kesinleşmesinin akabinde davalı borçlunun ikametgahının bulunduğu yetkili Mahkemeye dosya gönderilmiştir. Mahkemece işin esasına girilerek inceleme yapılması gerekir. İtirazın iptali davasının dinlenebilmesi için o yer mahkemesinin bulunduğu yer icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibinin olması gerektiği, oysa Sarıkamış İcra Müdürlüğünde girişilmiş bir takibin olmadığı, bu itibarla böyle bir davanın dinlenme olanağı da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, 19/12/2005 tarihinde 34 … … plaka sayılı alacaklı müvekkili şirket nezdindeki araç ile 25 … … plaka sayılı aracın çarpışması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu trafik kazasında 25 … … plaka sayılı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu bulunduğunu, müvekkili davacı şirketin davalı borçlulara karşı iş bu borcun ödenmesine yönelik olarak yapmış olduğu bildirimlerin cevaplanmadığını ve sonuçsuz kaldığını, davalı borçlunun %25’lik kusur oranına tekabül eden miktar olan 11.163,00 TL’nin tahsili bakımından Beyoğlu 1. İcra Müdürlüğünde takip başlattıklarını, davalı borçlu tarafından hukuki dayanaktan yoksun gerekçelerle borca itirazda bulunduğunu, tüm bu sebeplerle Beyoğlu 1. İcra Müdürlüğünün 2006/6935 esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptaline ve icranın devamına ayrıca davalı borçlular aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın zamanaşımı sebebiyle reddinin gerektiğini, 19/12/2005 tarihinden çok önce kazaya karışan aracı sattığını ve aynı zamanda devrettiğini, kaza anında işleten sıfatının bulunmadığını, kusur durumunu da kabul etmediğini, verilen kusurun kazanın oluşumuna uygun olmadığını tüm bu sebeplerle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için o yer mahkemesinin bulunduğu yer icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibinin olması gerektiği, oysa Sarıkamış İcra Müdürlüğünde girişilmiş bir takibin olmadığı, bu itibarla böyle bir davanın dinlenme olanağı da bulunmadığı gerekçesi ile açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ödenen tazminatın rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı borçlu, ilk başlatılan Beyoğlu 1. İcra Müdürlüğünün 2006/6935 Sayılı dosyasında sadece borca itiraz etmiş, yetkiye itiraz etmemiştir. Dolayısıyla, bu borçlu yönünden yetki hususu kesinleşmiş olup Beyoğlu İcra Dairesinin yetkisi kabul edilmiştir. İtirazın iptali davası yönünden özel bir yetki kuralı getirilmediğinden genel hükümlere göre yetkili mahkeme belirlenecektir. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali yönünden yetkili hale getirmez. Dolayısıyla davalı borçlu açılan itiazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edebilir.
Somut olayda, davalı borçlu Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz etmiş; talep üzerine yetkisizlik kararının kesinleşmesinin akabinde davalı borçlunun ikametgahının bulunduğu yetkili Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesine dosya gönderilmiştir. O halde, mahkemece işin esasına girilerek inceleme yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için o yer mahkemesinin bulunduğu yer icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibinin olması gerektiği, oysa Sarıkamış İcra Müdürlüğünde girişilmiş bir takibin olmadığı, bu itibarla böyle bir davanın dinlenme olanağı da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.01.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
T.C.
YARGITAY
- HUKUK DAİRESİ
E. 2015/10288
K. 2016/931
T. 26.1.2016
- İPOTEK DAYANAĞI SÖZLEŞMEYE GÖRE BORÇ DAVA TARİHİNDEN ÖNCE SONA ERECEĞİ (İpotek Verilmesine İlişkin Tasarrufun İptali İstemi – Sözleşmeye Konu Borcun Ödenip Ödenmediği Araştırılarak Ödenmiş Olduğunun Tesbiti Halinde Dava Konusu İpoteğin Kaldırılmasına Karar Verileceği)
- TASARRUFUN İPTALİ İSTEMİ (İpotek Verilmesine İlişkin – İpotek Dayanaklarından Biri Olan Finansal Kiralama Sözleşmesine Göre Davalı Borçlu Şirketin Borcu Davadan Önce Sona Ereceği/Finansal Kiralama Sözleşmesine Konu Borcun Ödenip Ödenmediği Araştırılarak Sonuca Gidileceği)
- İPOTEK VERİLMESİNE İLİŞKİN TASARRUFUNUN İPTALİ İSTEMİ (İpotek Dayanağı Sözleşmeye Göre Borç Davadan Önce Sona Ereceği – Mahkemece Sözleşmeye Konu Borcun Ödenip Ödenmediği Araştırılacağı/Ödenmiş Olduğunun Tesbiti Halinde Dava Konusu İpoteğin Kaldırılacağı Aksi Yönde Kalan Borç İle Sınırlı Olarak Devamına Karar Verileceği)
2004/m.277
ÖZET : Dava; taşınmazın devri ve ipotek verilmesine ilişkin tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Dosya içerisine celp edilen dava konusu ipotek dayanaklarından biri olan Finansal Kiralama sözleşmesine göre davalı borçlu şirketin borcunun davadan önce sona ereceği anlaşılmaktadır. Yargılama boyunca da bu sözleşmeye dayalı ipoteğin kaldırıldığı yönünde bir iddia ve tesbit olmamıştır. Mahkemece, yapılacak iş, Finansal Kiralama sözleşmesine konu borcun ödenip ödenmediği araştırılarak ödenmiş olduğunun tesbiti halinde dava konusu ipoteğin kaldırılmasına aksi yönde kalan borç ile sınırlı olarak devamına karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, borçlu … hakkında vergi borcu nedeni ile 6183 sayılı yasaya göre takip başlattıklarını, takibin sonuçsuz kaldığını, borçlu şirkete ait dava konusu taşınmazın davalı …’ne devredildiği ve diğer davalı … ve … lehine ipotek verildiğinden, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Garanti Bankası AŞ vekili, iptali istenilen ipoteğin, müvekkili bankanın borçlu şirkete verdiği kredinin teminatı olarak 2006 yılında tesis edildiğini, muvazaanın söz konusu olmadığını ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı … vekili de, dava konusu taşınmazın borçlu ile imzalanan finansal kiralama sözleşmesi gereğince 2.dereceden ipotek verildiğini belirtmiştir.
Diğer davalılar, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Mahkemece, davalı borçlu şirket ile … ortakları arasında organik bağ olduğu ve üzerinde bu kadar ipoteğin bulunduğu taşınmazın satın alınmasının basiretli bir tacirden beklenmeyeceğinden bahisle anılan davalı aleyhine açılan davanın kabulüne, dava konusu ipoteklerin 22.06.2006 ve 20.07.2006 tarihinde 2007 yılında kesinleşen vergi borcundan 2 yıl önce tesis edildiği ve 6183 sayılı yasanın 29.maddesi anlamında mevcut bir borcu temin için yapılan rehin olmadığından bahisle davalılar … ve … yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve tedbir kararının kaldırılmadığı yönünde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı … vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıda yazılı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dosya içerisine celp edilen dava konusu ipotek dayanaklarından biri olan 14.07.2006 tarihli Finansal Kiralama sözleşmesine göre davalı borçlu şirketin borcunun davadan önce 23.07.2010 tarihinde sona ereceği anlaşılmaktadır. Dava 30.11.2010 tarihinde açılmış ve yargılama boyunca da bu sözleşmeye dayalı ipoteğin kaldırıldığı yönünde bir iddia ve tesbit olmamıştır.
Mahkemece, yapılacak iş, 14.07.2006 tarihli Finansal Kiralama sözleşmesine konu borcun ödenip ödenmediği araştırılarak ödenmiş olduğunun tesbiti halinde dava konusu ipoteğin kaldırılmasına aksi yönde kalan borç ile sınırlı olarak devamına karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykıdır.
SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin tüm davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.01.2016 günü oybirliğiyle karar verildi.