TRAFİK PSİKOLOJİSİ;
YORGUN , UYKUSUZ ve DALGIN ARAÇ KULLANMANIN SÜRÜCÜLERE OLUMSUZ ETKİLERİ
Uykusuz kalmak veya yeterince uyku uyumaması sonucu yorgun ve dalgın araç sürülmesi durumlarında; sürücülerin sürüş performansında bozulma ve sonucunda da istenmeyen üzücü vaka ve kazalar ile sonuçlanmaktadır. Uykusuzluk nedeniyle oluşan kazalarla sürücünün bilinci dışında gelişen aşırı yüksek hızlarda araç sürmesi sonucu yoldan çıkma şeklinde gerçekleşen kazalar ile sonuçlandığı görülmüştür.
Araç sürücülerinin yorgun veya uykusuz hissetmeleri durumunda; aracını güvenli bir yere çekip istirahat etmek üzere uyumaları gerekir.
Mola esnasında bir şeyler yemek, kahve çay vb. içecekler içilmesi, kolonya parfüm sürmesi, camları açıp aracını havalandırmaları ve yüksek sesle müzik dinlemeleri şeklindeki müdahaleleri geçici olarak kısa süreliğine dinlendirmiş gibi görülse de aldatıcı bir eylem olduğu bilinmektedir.
Araç sürücülerinin trafikte dikkatli olması ve konsantrasyonunun yüksek olması gerekir. Dikkatinin dağınık olması, dalgın araç sürmesi, sürücüde görme ve algılamayı geciktirdiğinden tehlikeler karşısında tedbir ve önlem almada gecikmelere sebebiyet vermekte, güvenli sürüşü büyük ölçüde etkileyerek kazalara sebep olmaktadır.
KAZALARDA GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEKLERİNİN ÖNEMİ :
Trafikte güvenli sürüş can ve mal güvenliği açısından hayati önem arz etmektedir. Sürücüler kazaya karışmaktan ziyade tehlikeyi önceden fark ederek bu gibi olayları yaratmayacak bir bilince sahip olmaları gerekir.
Güvenli bir sürüş için sürücünün dikkat yoğunluğunun olması ve trafiği kullanan diğer sürücü ve yayaların yaratabileceği tehlikeleri önceden fark etmesi/ öngörmesi, herhangi bir risk durumunda doğru ve hızlı karar verebilme yeteneğini gelişmiş olması ve yapılacak yanlış davranışların nelere mal olacağının bilincinde ve doğru yerde doğru tepki verebilme yeteneğinin edinilmesi gerekir.
Yorgun, dalgın ve uykusuz şekilde araç sürmek güvenli sürüşü doğrudan etkileyen olumsuz faktörlerdir.
Bu durumdaki sürücülerin her an kaza yapmaları an meselesidir.
GENÇ VE YAŞLI GRUPTAKİ YÜKSEK KAZA RİSKİ BULUNAN SÜRÜCÜ DAVRANIŞLARININ ANALİZİ ;
Sürücünün yaşı ve cinsiyetinin yanı sıra içinde bulunduğu stresli ruh hali, psikolojik durumu kaza riskini arttırmaktadır. Yapılan çalışmalarda, kazaların büyük bir bölümünü 16-25 yaş grubu aralığındaki sürücüler tarafından işlendiği bilinmektedir. Henüz kişilik ve karakteri oturmamış olduğundan her an ne yapacağı belirsiz olup araç içerisindekiler ve çevredeki diğer sürücülerin davranışlarından kolayca etkilenebilecek risk gurubunda olan gençlerin iç güdü ve dürtülerinin tetiklemesi sonucu anlık hataları kaza riskini arttıran birçok kişilik özelliği olarak henüz ergenlik çağı ve gençliğine bağlı oluşan davranışlar kazalara sebebiyet vermektedir.
Bir başka risk grubu da 70 yaş üzerindeki sürücülerdir. Yaşlılar için değişen durumlara hızlı tepki gösterememe ve araç kullanma yeteneğinde bozulmaya yada yavaşlama gibi fiziksel faktörler kazalara neden olmaktadır.
RİSK EĞİLİMİNDEKİ SÜRÜCÜ DAVRANIŞLARININ KONTROLÜ
Aracı hareket ettirmek,
Ayna kontrolu yapmak,
Gaz ve fren pedallarını dengeli ve yerinde kullanmak,
Çevredeki yol ve hava durumunu da gözeterek araç ve yaya trafiğine dair hareketleri kontrol etmek,
Trafik işaretlerini dikkatlice takip etmek, gereken tepkileri zamanında vermek,
Diğer araçlarla arasındaki uygun takip mesafesini bırakarak araç sürmek… şekildeki tanımlanan hal ve hareketler kazalara karşı güven veren sürücü davranışlarındandır.
SÜRÜCÜ DAVRANIŞLARININ TRAFİK PSİKOLOJİSİNE ETKİSİ
Ülkemizde meydana gelen kazaların büyük bir bölümü alkollü olarak araç kullanan sürücülerden kaynaklanmalıdır. Alkollü araç kullanma ile karayolunda yaralanmalar ve ölümler arasında çok ciddi bir ilişki vardır. Alkolün sürücüler üzerindeki olumsuz etkileri alkollü sürücülerin trafik kazaları yapmasına neden olmaktadır.
ALKOLÜN ETKİSİ İLE GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNİN KAYBEDİLMESİ HALİ:
Alkollü sürücünün sürücülük yeteneğinin alkolün etkisi sonucu olumsuz olarak etkilendiği bilimsel olarak ispat edilmiştir. Alkol bireye aşırı güven verdiğinden, aşırı alkol alan kişiler, kusursuz olduklarını sanarak araç sürüp kazalara sebebiyet vermektedirler. Fazla alkol gözde kararmaya neden olarak bulanık görmeye sebebiyet vermekte, aşırı cesaret vererek hız eğilimini arttırmakta, bunun neticesinde ise dikkat, düşünme ve karar gücünü bozmaktadır.
Alkol miktarı arttıkça kandaki oksijen azalmakta ve beyin ihtiyacı olan oksijeni temin edemediği için işlevlerini yavaş yavaş kaybetmeye başlamaktadır. Bu durum psikolojik, fiziksel ve bedensel bozukluklara neden olur ve sürücüleri çeşitli risklerle karşı karşıya bırakır. Alkolün etkisi ile sürücüde güven duygusu oluşur ve cesaret verir, korku hissi azalır, aşırı hız ve tehlikeli manevra gibi risk almaya yönelik davranışlar sergiler. Bu davranışlar sonucunda sürücüde hata ve kaza yapma oranını yükselir. Kendi can güvenliğinin yanı sıra yolu kullanan diğer sürücü ve yayalar açısından da tehlikeler yaratır. Trafik güvenliğini tehlikeye sokacak olumsuz hareketlerin doğmasına ve sonrasında üzücü olaylara sebep olur.
Alkolün sürücüler üzerinde kazalara sebep olan ikinci önemli etkisi ”uyuşturucu” etkidir. Bu etki kendisini başta yorgunluk ve dikkat azalması olarak gösterir ve kandaki az alkol oranlarında dahi kaçınılmazdır. Kandaki alkol miktarı arttıkça, kişinin denge, görme ve işitme gibi beyinsel fonksiyonlarında azalmalar ortaya çıkar. Kas kontrolü ve dikkat gibi çok önemli duyu ve kontrol kabiliyetleri azalır. Alkollü sürücü etrafındaki olayları kavramakta güçlük çeker. Genel olarak dikkatsiz, uyuşuk bir davranış sergileyen sürücüde intikal eksikliği görülür. Yani sürücünün reaksiyon süresi uzar. Alkollü sürücünün kullandığı aracın önüne, aniden bir canlının veya bir başka aracın çıkması halinde, alkolsüz sürücüye oranla intikal ve fren mesafeleri, yani durma mesafesi artar.
UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDELER
Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler sürücüler üzerinde pasiflik, bilinç kaybı, algılama bozuklukları ve dışarıya karşı tepki gösterememe gibi etkiler gösterir. Ayrıca bu maddeler beyinde çeşitli hasarlara neden olur. Bu maddeleri kullanan kişiler dengesiz ve beklenmedik davranışlar sergilerler. Bu kişilerin trafiğe çıkması büyük bir risk oluşturmaktadır.