Sigorta Şirketlerinin Ortaklaşa Sorumluluğu

Anasayfa » Sigortacılık Mevzuatları 1 » Sigorta Şirketlerinin Ortaklaşa Sorumluluğu

İKİ VEYA DAHA FAZLA ARACIN KARIŞTIĞI TRAFİK KAZALARINDA KUSURU BULUNMAYAN ZARAR GÖRENLERE KARŞI SİGORTA ŞİRKETLERİNİN ORTAKLAŞA VE ZİNCİRLEME SORUMLULUĞU

ÇELİK AHMET ÇELİK

I- KONUNUN ELE ALINIŞ NEDENİ

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “zarar verenlerin birden fazla olması” başlıklı 88/1.maddesi ile 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “ortaklaşa sorumluluk” başlıklı 50-51 maddelerinin söz konusu olduğu durumlarda, trafik kazalarından zarar görenlerin, aynı yasanın 142.maddesine dayanarak zararın tamamını sorumluların birinden veya hepsinden isteyebileceklerine ilişkin “ortaklaşa ve zincirleme sorumluluk” ilkesinin sigorta şirketlerine de uygulanıp uygulanmayacağı konusunda duraksamalara sıkça rastlanmakta; sanki onların ayrıcalığı varmış gibi bir inanç sürdürülmekte; sigorta şirketleri de, sigortalısının (işletenin) sürücüsünün kusuru oranında ödeme yapmayı yeğlemektedirler.

İşte, bu konudaki duraksamaları gidermek, her iki yasadaki “ortaklaşa ve zincirleme” sorumluluğa ilişkin emredici hükümlerin sigortacılara da uygulanacağını açıklamak için bu yazıyı yazıyoruz.

II- YASALARDAKİ HÜKÜMLER

1- Karayolları Trafik Kanunu
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta” başlıklı bölümü işleten, sürücü, sigortacı ve tüm sorumlular hakkındaki ortak hükümleri içerir. Bu nedenle “ortaklaşa” sorumluluğa ilişkin 88.maddesi sigortacı yönünden de geçerlidir.

88.maddenin 1.fıkrasına göre “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa , bunlar müteselsilen (ortaklaşa-zincirleme) sorumlu tutulurlar.”

Yasanın bu hükmüne göre, trafik kazasından zarar görenler, tüm sorumlulara veya sorumluların birine ya da birkaçına (kazaya karışan araçların işletenlerine, sürücülerine ve trafik sigortacılarına) karşı açtıkları davada, mahkemece hükmedilecek tazminat tutarlarının tamamını, Borçlar Kanunu 142.maddesine dayanarak, sorumluların birinden isteyebilecekleri gibi, hepsinden de isteyebilirler.

Tazminatın tamamını ödeyen işleten veya sigortacı, kusuru oranında, kazaya karışan diğer aracın işleten veya sigortacısına rücu eder. Bu husus 88.maddenin 2.maddesinde yer almış ve şöyle denilmiştir:
“Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar.”

Yasa’nın bu hükmüne göre, kazaya karışan araçların sigorta şirketlerinden biri, ortaklaşa ve zincirleme sorumluluk gereği, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına bakılmaksızın, poliçe limitini aşmamak üzere zarar görenlere tam ödeme yapmışsa, kusuru oranında diğer aracın sigortacısına veya işletenine rücu edecektir.

2- Borçlar Kanunu
818 sayılı Borçlar Kanunu 50.maddesine göre “Birden fazla kişiler birlikte bir zarara neden olmuşlarsa, sorumluluk derecelerine bakılmaksızın ve eylemlerinin türü yönünden bir ayrım yapılmaksızın, zarar görene karşı, her biri ayrı ayrı zararın tamamından ortaklaşa ve zincirleme sorumlu olurlar.”

Gene Borçlar Kanunu’nun 51.maddesine göre “Birden çok kimseler değişik nedenlerle aynı zarardan sorumlu olurlarsa, zarar görene karşı ortaklaşa zincirleme sorumlu olurlar.”
Zarar gören, bu iki hükme dayanarak Borçlar Kanunu 142.maddesine göre, zararının tümünü zincirleme sorumlulardan birine karşı açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsine karşı açacağı tek dava ile de isteyebilir.

Yasa’nın 141.maddesi gereğince zincirleme sorumluluk (teselsül), ister yasalardan ve ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı yalnızca zarara uğrayanın, daha geniş bir deyimle, alacaklınındır.

III- SORUMLULAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER

1- Zarar görenin kusurunun bulunmaması durumunda, sorumlular arasındaki kusur dağılımının araştırılması ve ayrıntıları ile belirlenmesi gerekmez.
Öğretide, birden çok kimsenin birlikte bir zarara neden olmaları durumunda, zarar görene karşı her birinin ayrı ayrı “zararın tamamından” sorumluluklarına “dış ilişki” ve kendi aralarında (kusur oranlarına ve sorumluluk derecelerine göre) zararın paylaşımına “iç ilişki” denmektedir.
Sorumlulardan biri, zararın tamamını alacaklıya (zarar görene) ödemişse, alacaklının yerine geçerek, iç ilişkide, payına düşenden fazlasını diğer zincirleme sorumlulardan isteme hakkını kazanır. Borçlar Kanunu 146.maddesi 1.fıkrasında “Kendi payına düşenden fazla ödemede bulunan borçlunun, fazladan ödediğini, öteki borçlulara dönüp isteme hakkı vardır” denilmiş; maddenin 2.fıkrasında da “Dayanışmalı borçlulardan birinden alınamayan miktarı, öteki borçlular, eşit olarak ödemek zorundadırlar”denilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 147.maddesinde de, kendi payından fazla ödemede bulunan borçluya 146.madde ile tanınan dönme (rücu) hakkı yeterli görülmeyerek, ayrıca “ardıllık” hakkı tanınmıştır. 147.maddeye göre “Dayanışmalı borçlulardan her biri, ödemiş olduğu miktar oranında, alacaklının haklarına ardıl (halef) olur.”

2- Zarar gören (alacaklı), sorumlulardan yalnızca birini dava edip ödetme kararı aldıktan sonra, alacağını alamadığı sürece, öteki sorumlulara karşı aynı alacaktan dolayı dava
açmasına ve mahkemece de, aynı alacak için iki kez ödetme (ödetmede tekerrür) söz konusu olmamak kaydıyla, yeni bir ödetme kararı verilmesine yasal bir engel yoktur.

Borçluların borçtan büsbütün kurtulabilmeleri, alacaklının alacağının tamamını almış olması veya alacağının bir bölümünden kendi isteğiyle vazgeçmiş olması durumunda söz konusu olabilir. (BK.m.145/1) Bunun tersinin kabul edilebilmesi için, ya alacaklının dayanışmalı sorumluluk (teselsül) isteğinden vazgeçmiş olması , ya da böyle bir vazgeçmenin durumdan kesin olarak anlaşılması gerekir.

3- Zorunlu sigortalarda sigortacı, işletenin sorumluluğunu belli bir oranda (poliçedeki limite kadar) üstlenmiş bulunmakla, sigortalısının kusur oranına göre değil, poliçedeki sınırı aşmamak üzere “tam” tazminat ödemekle yükümlüdür. Sigortalısının kusuru söz konusu olmaksızın sigorta tazminatını ödeyen sigortacı, kazaya karışan diğer sorumlunun kusuru oranında ona ve sigortalısına karşı dönme (rücu) hakkını kullanabilir. (B.K.m.146-147)
Çoğu mahkemelerce bir yanlışlık yapılmakta, sigortacıya sigortalısının kusuru oranında tazminat ödetilmektedir. Oysa, Borçlar Kanunu’nun 50-51 ve 141-142 maddeleri ile 2918 sayılı KTK m.88’e göre ortaklaşa ve zincirleme sorumluluk yönünden işleten ile sigortacı arasında bir ayrım yoktur.

Öte yandan,sigortacının kusura göre sorumlu tutulması, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85-86 ve 95.maddelerine de aykırıdır. Yasa’nın 95.maddesine göre:

“Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.”

IV- SİGORTACILARIN ORTAKLAŞA VE ZİNCİRLEME SORUMLULUĞU

Şimdi asıl konumuza gelelim. Başta da söylediğimiz gibi, yasaların emredici hükümlerine karşın 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 88/1.maddesindeki ve Borçlar Kanunu’nun 50-51 ve 142’nci maddelerindeki “ortaklaşa ve zincirleme sorumluluk” hükümlerinin sigorta şirketlerine uygulanmayacağı gibi yanlış bir algılama öteden beri sürdürülegelmekte; bu konudaki duraksamalar bir türlü giderilememektedir.

Bir kez daha belirtelim ki, eğer zarar görenin kusura katılımı yoksa, sigorta şirketleri, birden fazla araçların karıştığı trafik kazalarında, (ortaklaşa ve zincirleme sorumluluk gereği) işletenin ve sürücünün kusuru oranına göre değil, limiti aşmamak üzere, sigorta tazminatının tamamını ödemek zorundadırlar.

Bu konuda, yasalardaki hükümler dışında, iki dayanak daha göstereceğiz. Bunlardan biri Yargıtay kararları ve öteki Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nün 2008/25 sayılı “Sektör duyurusu”dur.

1- Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nün 2008/25 sayılı Sektör duyurusu

Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’nın Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’ne gönderdiği 21.05.2008 gün ve 22967 sayılı yazı eki, Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nün 20.05.2008 gün ve 2008/25 sayılı ve “Trafik Kazalarında Hak Sahiplerinin Taleplerinin Müteselsil Sorumluluk Hükümlerine Göre Tahsil Edilmesine İlişkin Sektör Duyurusu” başlıklı yazısında şöyle denilmiştir:

“Bilindiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu motorlu araç işletenlerini, işleteni oldukları motorlu araçların kullanımı nedeniyle üçüncü şahısların uğradıkları bedeni ve mala gelen zararlardan sorumlu tutmuş ve bu sorumluluğun zorunlu olarak Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) teminatına bağlanmasını öngörmüştür. Bu kapsamda Trafik Sigortası poliçesi tanzim eden sigorta şirketleri sigortalı motorlu araç işletenlerinin sorumlu oldukları trafik kazalarında oluşan bedeni ve mala gelen zararları, kaza tarihi itibariyle Müsteşarlığımızın bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilen, asgari teminat tutarları ile sınırlı olmak üzere karşılamak zorundadırlar.

Motorlu araç işletenlerin sorumluluğu kusura dayanmamakta olup işleten, 2918 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine göre, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecektir.

Konuya ilişkin olarak 2918 sayılı Kanunun 88 inci maddesi,

“Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.”

Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar.” hükmünü amir olup bu kapsamda zarar gören kişilere karşı anılan zarardan sorumlu bulunan kişiler ve bu kişilerin trafik sigortacıları müteselsilen sorumludurlar.

Nitekim aynı kanunun, zarar görenlerin haklarını talepte esas alınan müteselsil sorumluluğa uygun olarak, 98 inci maddesinin 2 nci fıkrası,

“Birden çok aracın karıştığı bir trafik kazasında zarar göıen kişiler, araçların sigortacılarından herhangi birine veya 108 inci maddede belirtilen durumlarda Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabına başvurarak zararın giderilmesini isteyebilirler. Giderleri ödeyen sigortacı veya Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı, ödediği miktarın sorumluluk oranlarına göre paylaşılmasını talep edebilir.” esasını öngörmüştür.

Yukarıda yer alan hükümler uyarınca birden çok aracın karıştığı bir trafik kazasında hak sahiplerinin tazminat taleplerinde işletenlerin kusur dağılımı bir önem taşımamakta bu dağılım sorumlular arasındaki iç ilişkide dikkate alınmaktadır. Müteselsil sorumluluk gereği hak sahipleri, zarardan ayrı ayrı değil müteselsilen sorumlu bulunan kişilerden herhangi birine karşı tazminat taleplerini ileri sürebileceklerdir. Trafik sigortacıları veya 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca Güvence Hesabı, 2918 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi kapsamında işletenin ve ona bağlı olarak sigortacının sorumluluğunu etkileyebilecek olan kusur durumunu nazara alarak, ancak işletenler arasındaki kusur dağılımını dikkate almadan, kaza tarihi itibariyle geçerli sigorta limitleri çerçevesinde zararı karşılamak zorundadırlar. Ancak tazminatı karşılayan sigorta şirketleri veya Güvence Hesabı kusur dağılımına göre ödemede bulunduğu fazla miktarı diğer sorumlulardan tahsil edebilecektir.

2918 sayılı Kanunun 99 uncu maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca sorumlular arasında aynı esas tedavi giderleri dışındaki tazminatlar bakımından da geçerlidir.”

2- Yargıtay kararları

Trafik kazasında birden çok kişinin sorumluluğu söz konusu olabilir; işletici, sürücü, sigortacı, yaya gibi. Karayolları Trafik Kanununun 88.maddesinde aynı zarardan sorumlu olan kişilerin müteselsilen sorumlu olacakları kabul edilmiştir. Müteselsil sorumlulukta BK.m.142 uyarınca zarar görenin dilediği borçluya başvurma hakkı vardır; dilerse sorumlulardan birine, dilerse hepsine veya bir kısmına karşı dava açabilir. Müteselsil sorumlulukta kural olarak borçlulardan herbiri borcun tamamından sorumludur. (2918/m.88, BK/m.142)
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasıdır. Trafik kazasında birden çok kişinin sorumluluğu söz konusu olabilir; işletici, sürücü, sigortacı, yaya gibi. Karayolları Trafik Kanununun 88. maddesinde aynı zarardan sorumlu olan kişilerin müteselsilen sorumlu olacakları kabul edilmiştir. Müteselsil sorumlulukta BK.m.142 uyarınca zarar görenin dilediği borçluya başvurma hakkı vardır, dilerse sorumlulardan birine, dilerse hepsine veya bir kısmına karşı dava açabilir. Müteselsil sorumlulukta kural olarak borçlulardan herbiri borcun tamamından sorumludur. İşleten olmayan araç sürücüsü aracın işletilmesine katkıda bulunan kişi olarak meydana gelen zarardan sorumlu olabilir. Somut olayda davacı araç malikine, sürücüsüne, her iki araca ait sigorta şirketine karşı müştereken ve müteselsilen dava açmıştır. Davanın müteselsil sorumluluk esasına göre açılmış olmasına, bütün davalıların mükerrer tahsile sebebiyet vermemek kaydı ile kabul edilen zararın tamamından sorumlu olduklarının kabulü gerekirken, davalı D.Sigorta AŞ. yönündeki davanın kabulüyle diğer davacılar yönünden davanın reddi isabetli görülmemiştir.
17.HD. 08.06.2004, E.2004/5095 – K.2004/7139

Karayolları Trafik Kanunu’nun 88.maddesine göre, birden çok sorumlu varsa (işleten, sürücü, sigortacı) aynı zarardan ortaklaşa ve zincirleme sorumlu olup, BK.142. madde uyarınca, zarar görenin, dilediği borçluya başvurup zararın tamamını isteme hakkı vardır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Trafik kazasında birden çok kişinin sorumluluğu söz konusu olabilir; işletici, sürücü, sigortacı, yaya gibi. Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesinde aynı zarardan sorumlu olan kişilerin müteselsilen sorumlu olacakları kabul edilmiştir. Müteselsil sorumlulukta BK. 142. madde uyarınca, zarar görenin dilediği borçluya başvurma hakkı vardır; dilerse sorumlulardan birine, dilerse hepsine veya bir kısmına karşı dava açabilir. Müteselsil sorumlulukta kural olarak borçlulardan her biri borcun tamamından sorumludur. Buna göre, davanın müteselsil sorumluluk esasına göre açılmış olmasına, tüm davalıların tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydı ile kabul edilen zararın tamamından sorumlu tutulmaları gerekirken, bir kısım davalılar hakkındaki davanın reddi isabetli görülmemiştir.
17.HD.21.05.2007, E.2007/1307 – K. 2007/1738

Olayda kusuru bulunmayan zarar görene karşı, sigorta şirketlerinin ortaklaşa (müteselsilen) sorumlu oldukları düşünülmeksizin, tazminattan (kusurları oranında) ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına karar verilmesi doğru olmamıştır. (KTKm.88, BKm.142)
Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davalıların ayrı ayrı kusur oranları ile ve poliçe limitleri ile sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 19.652,00 YTL tazminatın Ak Sigorta A.Ş.’den 14.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile, 13.203,93 YTL tazminat ile 150,00 YTL cenaze giderinin dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile diğer davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı sigorta şirketi vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili temyiz etmişlerdir.
Davalı Ak sigorta şirketi kazaya karışan ve murisin içinde bulunduğu aracın ZMSS sigortacısı ve diğer davalı ise Garanti Sigorta Hesabı olup, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, zorunlu mali sorumluluk sigortasının motorlu araç işletenlerinin aynı yasanın 85/1. maddesinde belirtilen sorumluluklarını karşılamak üzere yaptırıldığı açıklanmıştır. Buna göre, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu işletenin sorumluluğu esasına dayandığından, zorunlu trafik sigortacısı ancak işleteninin kusuru oranında zarar görene karşı sorumlu olacaktır. Anılan yasanın 88/1. maddesine göre, zarar görene karşı birden fazla işleten sorumlu olduğu hallerde, bunlar hakkında teselsül hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir. Garanti Fonu’nun sorumluluğu 2918 Sayılı Yasanın 85. ve devamı maddelerinde düzenlenen işletenin sorumluluğu esasına dayandırılmış olduğundan, meydana gelen zarardan Garanti Fonu ile birlikte ZMSS sigortacısı olan Ak Sigorta A.Ş. işletenlerin kusurları oranında müteselsilen sorumlu oldukları düşünülmeksizin, yazılı gerekçe ile tazminattan ayrı ayrı sorumlu bulunduklarına karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
11.HD. 18.12.2006, E.2005/12919 – K.2006/13384

Zincirleme trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davasında, davalıların müteselsilen sorumlu olacakları şekilde hüküm kurulması gerekirken, kusur durumuna göre karar verilmesi doğru olmamıştır. (KTK m.88, BK.m.142)
Davacı vekili, davalıların malik, sürücü ve Zorunlu Trafik Sigortacısı olduğu araçların müvekkili şirkete kasko sigortalı araca çarparak hasarlandırması nedeniyle sigorta ettirene ödeme yapıldığını ileri sürerek, bu meblağın faizi ile davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı O. Sigorta AŞ vekili, poliçe ile ilgili yeterli bilgi verilmesini istemiştir. Davalı T.G.Sigorta AŞ vekili, üçlü kaza nedeniyle garameten ödeme yapılmasının söz konusu olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, olayda davalı Ferhat A’ın %25, Mehmet Ö’in %75 oranında kusurlu olup, davalıların bu kusur oranlarına göre zarardan sorumlu oldukları gerekçesi ile, kusur durumuna göre 59.412,23 liranın davalılar Kaya A, Ferhat A. ve G. Sigorta AŞ den müteselsilen, sorumluluğu poliçedeki limit ile sınırlı olmak üzere diğer araç sigortacısı O.Sigorta AŞ’den tahsiline karar verilmiştir.
Dava, zincirleme trafik kazası nedeniyle sigortalı araçta meydana gelen hasar tazminatının ilgilisine ödenmesi sebebiyle rücuen tazminata ilişkindir. BK.nun 142.maddesi hükmüne göre birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri taktirde müteselsil sorumlu olacakları gibi, yine 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88.maddesi gereğince, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, üçüncü bir kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumludur. Olaya sebebiyet veren davalılara ait araç sürücülerinin kusur durumları gerektiğinde ileride görülecek birbirlerine karşı açacakları rücu davasında ele alınabilecektir. Bu durumda mahkemece, talep de nazara alınacak davalıların müteselsilen sorumlu olacak şekilde hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
11.HD. 09.03.1999, E.1998/10131 – K.1999/1996

Yasada öngörülen müteselsil sorumluluk ilkesi birden faz¬la aracın karıştığı olaylarda onların trafik sigortacıları bakımından da geçerlidir. Bu geçerlilik sigortacıların kendi limitleri ile sınırlıdır. Başka bir anlatımla, sigorta¬cıların müşterek ve müteselsil sorumluluk miktarı toplam olarak kişi başına azami sorumluluk miktarı ile sımrlanmalıdır.
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi Adem’in davalı şirketlere zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç¬ların karıştığı trafik kazası sonucu öldüğünü ileri sürerek destekten yok¬sunluk zararının faiziyle birlikte davalılar Oyak Sigorta ve Ray Sigorta A.Ş’den müteselsilen tahsilini; birleşen davada davacı vekili aynı kazada müvekkilinin mu-risi Vaide’nin öldüğünü ileri sürerek destekten yoksunluk tazminatının her üç davalıdan müteselsilen tahsilini istemiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davada hesaplanan tazminat tutarlarının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte (poliçelerdeki limit dahilinde kalmak kaydıyla) davalılar Ray sigorta A.Ş ve Oyak Sigorta A.Ş’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar Oyak Sigorta A.Ş ve Ray Sigorta A.Ş vekilleri ayrı ayrı temyiz etmişler;Dairemizin 14.11.1995 gün ve 1995/6092-8552 sayılı ilamı ile ve ilamdaki gerekçelerle karar onanmıştır.
Davalı Oyak Sigorta A.Ş vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulun¬muştur.
KTK’nun 85/1’inci maddesinde işletenin sorumluluğu saptandıktan sonra aynı yasanın 88/1’inci maddesinde zarar görene karşı birden fazla işle¬ten sorumlu olduğu hallerde bunlar arasında teselsül hükümlerinin uygulana¬cağı kabul edilmiştir.
Zorunlu trafik sigortasını düzenleyen aynı yasanın 91 inci maddesinde işletenlerin yine aynı yasanın 85/1. maddesinde öngörülen sonımluluklannın karşılanması amacı ile bu tür sigortanın yaptırılması zorunlu hale getirildiği¬ne göre, ilke olarak işletenlerin tabi olduğu sorumluluk ilkeleri onlann bu so-rumluluklannı üzerlerine alan sigortalar bakımından da geçerlidir. Dolayısı ile KTK.nun 88/1 inci maddesinde öngörülen müteselsil sorumluluk ilkesi birden fazla aracın karıştığı olaylarda onların trafik sigortacıları bakımından da geçerlidir. Nitekim bu ilke KTK.nun 99/2 nci maddesi hükmünde de hük¬me bağlanmış bulunmaktadır.
Ne var ki, bu tür sorumluluk ilkesi sigortacılar yönünden kendi limitleri içerisinde geçerlidir. Diğer bir deyişle, sigortacılann müşterek ve müteselsil sorumluluk miktarı toplam olarak kişi başına azami sorumluluk miktarı ile sı¬nırlı olmalıdır. Aksi halde, yine aynı yasanın 88/2 nci maddesi hükmü uya¬rınca kendi kusur oranına göre fazla ödeme yapan sigortacının olaya karışan diğer araç sigortacısına rücu etmesi halinde rücu edilen sigortacının sorumlu¬luğu kişi başına azami sorumluluk limitini aşması sorunu ortaya çıkaracaktır ki bu da zorunlu trafik sigortasında öngörülen limitle sorumluluk ilkesinin bertaraf edilmesi sonucunu doğuracaktır.
Bu nedenlerle mahkemece tazminata hüküm kurulurken sigortacılar ara¬sındaki zarardan müşterek ve müteselsil sorumluluk miktarı poliçede kişi ba¬şına azami sigorta bedeli olarak gösterilen tutarla sınırlı tutularak ayrıca tahsilde tekerrüre meydan vermeyecek kayıt konularak ve bakiye zarar miktarı bakımından sigorta şirketleri, kendi sigorta ettirenlerinin kusurları oranında limitle sınırlı olarak sorumlu tutulacak şekilde hüküm ku¬rulması gerekirken, her bir sigorta şirketinin ayrı ayrı poliçe limiti üze¬rinden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak yukarıda açıklanan ilke¬ye aykın düşecek şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden davalı si¬gorta vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın bozulması gerek¬miştir.
11.HD.01.03.1996, E.1996/244 – 1996/1258 (Yasa H.D.1996/4-513, no:168)
***
HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI’NIN SİGORTA ŞİRKETLERİNE UYARISI
Hazine Müsteşarlığı’ndan: 20.05.2008

Trafik Kazalarında Hak Sahiplerinin Taleplerinin Müteselsil Sorumluluk Hükümlerine Göre Tahsil Edilmesine İlişkin Sektör Duyurusu
2008/25

Bilindiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu motorlu araç işletenlerini, işleteni oldukları motorlu araçların kullanımı nedeniyle üçüncü şahısların uğradıkları bedeni ve mala gelen zararlardan sorumlu tutmuş ve bu sorumluluğun zorunlu olarak Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) teminatına bağlanmasını öngörmüştür. Bu kapsamda Trafik Sigortası poliçesi tanzim eden sigorta şirketleri sigortalı motorlu araç işletenlerinin sorumlu oldukları trafik kazalarında oluşan bedeni ve mala gelen zararları, kaza tarihi itibariyle Müsteşarlığımızın bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilen, asgari teminat tutarları ile sınırlı olmak üzere karşılamak zorundadırlar.
Motorlu araç işletenlerin sorumluluğu kusura dayanmamakta olup işleten, 2918 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine göre, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecektir.

Konuya ıhşkın olarak 2918 sayılı Kanunun 88 inci maddesi,
“Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.”

Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar.”

hükmünü amir olup bu kapsamda zarar gören kişilere karşı anılan zarardan sorumlu bulunan kişiler ve bu kişilerin trafik sigortacıları müteselsilen sorumludurlar.

Nitekim aynı kanunun, zarar görenlerin haklarını talepte esas alınan müteselsil sorumluluğa uygun olarak, 98 inci maddesinin 2 nci fıkrası,

“Birden çok aracın karıştığı bir trafik kazasında zarar göıen kişiler, araçların sigortacılarından herhangi birine veya 108 inci maddede belirtilen durumlarda Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabına başvurarak zararın giderilmesini isteyebilirler. Giderleri ödeyen sigortacı veya Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı, ödediği miktarın sorumluluk oranlarına göre paylaşılmasını talep edebilir.” esasını öngörmüştür.
Yukarıda yer alan hükümler uyarınca birden çok aracın karıştığı bir trafik kazasında hak sahiplerinin tazminat taleplerinde işletenlerin kusur dağılımı bir önem taşımamakta bu dağılım sorumlular arasındaki iç ilişkide dikkate alınmaktadır. Müteselsil sorumluluk gereği hak sahipleri, zarardan ayrı ayrı değil müteselsilen sorumlu bulunan kişilerden herhangi birine karşı tazminat taleplerini ileri sürebileceklerdir. Trafik sigortacıları veya 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca Güvence Hesabı, 2918 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi kapsamında işletenin ve ona bağlı olarak sigortacının sorumluluğunu etkileyebilecek olan kusur durumunu nazara alarak, ancak işletenler arasındaki kusur dağılımını dikkate almadan, kaza tarihi itibariyle geçerli sigorta limitleri çerçevesinde zararı karşılamak zorundadırlar. Ancak tazminatı karşılayan sigorta şirketleri veya Güvence Hesabı kusur dağılımına göre ödemede bulunduğu fazla miktarı diğer sorumlulardan tahsil edebilecektir.
2918 sayılı Kanunun 99 uncu maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca sorumlular arasında aynı esas tedavi giderleri dışındaki tazminatlar bakımından da geçerlidir.

ÖZET : Davacı murisi zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası bulunmayan otobüsün yapmış olduğu kaza nedeniyle vefat etmiştir. Davalı fonun tazminattan sorumlu olduğunu ileri sürülererek, dava açılmıştır. Mahkemece, kazanın şehirlerarası yolcu taşıması sırası

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
T. 9.3.2010 E. 2008/11820 K. 2010/2587

ZORUNLU KOLTUK SİGORTASI BULUNMAYAN ARAÇ GÜVENCE HESABININ SORUMLU OLMASI(5684/m.14 VE Karayolu Taşıma Yönetmeliği/m. 64, 65, 66)

KARAR : Davacılar vekili, müvekkilinin murisinin içinde yolcu olarak bulunduğu otobüsün yapmış olduğu kaza nedeniyle vefat ettiğini, aracın zorunlu koltuk ferdi kaza sigortasının bulunmadığını, bu nedenle davalı fonun tazminattan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 80.000 YTL’nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazayı yapan aracın şehirlerarası düzenli yolcu taşımacılığı yapmaması nedeniyle zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası yapma zorunluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın şehirlerarası yolcu taşıması sırasında meydana geldiği ve işletenin zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası yaptırması gerektiği halde bunun yapılmadığı, bu nedenle davalı Güvence Hesabı’nın sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA 09.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
T. 19.2.2001 E. 2000/10348 K. 2001/1415

ZORUNLU KOLTUK FERDİ KAZA SİGORTASI
BİR CAN VE MEBLÂĞ SİGORTASI OLMASI
TAMAMININ ÖDENMESİ GEREĞİ

ÖZET : Otobüs zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası tür itibariyle can sigortası türü olup, rizikonun gerçekleşmesi ile sigortalı ölmüş ise poliçede ölüm halinde ödenecek sigorta bedeli gösterilmiş bulunduğundan ve sigortanın bu bölümü bir meblağ sigortası niteliğinde olduğundan gerçek zarar hesaplamasına girişilmeksizin bu miktarın aynen ödenmesi gerekmektedir.
Bu tip sigortalarda sigorta bedeli maktu olup, yargılama yapmayı gerektirmez. Alacağın likit bir alacak niteliğinde bulunması nedeniyle itirazın iptali davası olarak açıldığı taktirde talep halinde ve sair şartlar oluştuğunda davacılar yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi de mümkündür.

KARAR : Davacılar vekili, müvekkillerinin babası Oktay’ın davalı şirkete Ferdi Kaza Koltuk Sigortası ile sigortalı bulunan araçta yolcu iken meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybettiğini, poliçe bedelinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine itiraz edildiğini beyanla itirazın iptali ile, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yasal belgelerin tamamlanmak suretiyle müvekkiline müracaat edilmesi gerektiğini, temerrütleri bulunmadığını, likit bir alacak olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre; davacıların murisinin davalı şirket tarafından ferdi kaza koltuk sigortası düzenlenmiş araçta geçirdiği kaza neticesinde vefat ettiği, davacıların gerçek zararlarının poliçe teminatının üstünde olduğu, alacağın likit olmadığı, davalının kötü niyetli hareketinin de bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptali ile takibin 1.000.000.000 lira üzerinden devamına, inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Zorunlu koltuk ferdi kaza sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Otobüs zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası tür itibariyle can sigortası türü olup, rizikonun gerçekleşmesi ile sigortalı ölmüş ise poliçede ölüm halinde ödenecek sigorta bedeli gösterilmiş bulunduğundan ve sigortanın bu bölümü bir meblağ sigortası niteliğinde olduğundan gerçek zarar hesaplamasına girişilmeksizin bu miktarın aynen ödenmesi gerekmektedir.
Bu tip sigortalarda sigorta bedeli maktu olup, yargılama yapmayı gerektirmediğinden alacağın likit bir alacak niteliğinde bulunması nedeniyle itirazın iptali davası olarak açıldığı taktirde talep halinde ve sair şartlar oluştuğunda davacılar yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi de mümkündür.
Davalı sigorta şirketi vekili icra takibine yaptığı itirazında yasal evrakların tamamlanmadığını ileri sürmüştür. Otobüs Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları 17. maddede hak sahiplerinin lüzumlu evrakları tevdi etmekle mükellef oldukları düzenlenmiştir.
O halde mahkemece davacıların icra takibinden önce bu madde çerçevesinde mükellefiyetlerini yerine getirip getirmedikleri ve dolayısıyla davalı sigorta şirketinin icra takibine itirazının bu yönden haklılığının bulunup bulunmadığının tespiti ile hasıl olacak sonuca göre icra inkar tazminatı konusunda karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak icra inkar tazminatı isteminin reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 19.02.2001 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
T. 5.3.2002 E. 2001/9651 K. 2002/1948

ZORUNLU KOLTUK SİGORTASI
YALNIZ YOLCULAR YARARLANIR

ÖZET: Davalı sigorta şirketi, kayıtlarında kazaya karışan araca ait ZMMS poliçesinin bulunmadığını, davacının bahsettiği poliçenin zorunlu koltuk sigorta poliçesi olduğunu savunduğu halde mahkemece bu konuda araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir. Otobüs Zorunlu Koltuk Sigortası Genel Şartlarında bu tür sigortalarda ölüm, daimi sakatlık ve tedavi giderlerinin teminat altına alındığı belirtildiğinden üçüncü şahısların aracında meydana gelen hasarlar teminat dışıdır. Mahkemece gerektiğinde davalı sigorta şirketi kayıtlarında inceleme yapılarak kaza tarihi itibarıyla otobüsün davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenmiş geçerli bir ZMMS poliçenin olup olmadığı araştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.

KARAR : Davacı vekili, davalıların işleten ve trafik sigortacısı olduğu aracın müvekkilince kasko sigortası yapılan araca çarparak hasarlanmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek TTK.nun 1301 nci maddesi gereğince sigortalıya ödenen 14.450.000.000 TL.nin davalılardan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Sigorta şirketi vekili, şirket kayıtlarında 42 BG 314 plakalı araca ait ZMMS poliçesine rastlanamadığını, dava dilekçesinde belirtilen 3300271 nolu poliçenin Zorunlu Koltuk Sigorta Poliçesi olduğunu, üçüncü şahısların aracında meydana gelen maddi hasarı karşılamayacağını, TTK.nun 1268 nci maddesine göre 2 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen uzman bilirkişi raporuna göre, sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi, kayıtlarında kazaya karışan 42 BG 314 plakalı araca ait ZMMS poliçesinin bulunmadığını, davacının bahsettiği 3300271 nolu poliçenin zorunlu koltuk sigorta poliçesi olduğunu savunduğu halde mahkemece bu konuda araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir. Otobüs Zorunlu Koltuk Sigortası Genel Şartlarının 6. maddesinde bu tür sigortalarda ölüm, daimi sakatlık ve tedavi giderlerinin teminat altına alındığı belirtildiğinden üçüncü şahısların aracında meydana gelen hasarlar teminat dışıdır. Mahkemece gerektiğinde davalı sigorta şirketi kayıtlarında inceleme yapılarak kaza tarihi itibarıyla 42 BG 314 plakalı otobüsün davalı Güneş Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenmiş geçerli bir ZMMS poliçenin olup olmadığı araştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı Sigorta Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA 5.3.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
T. 30.10.2003 E. 2003/8714 K. 2003/10119

ZORUNLU KOLTUK SİGORTASI
KÜÇÜK YOLCULARIN DA YARARLANACAĞI
TTK 1321/2.MADDESİYLE BİR İLGİSİ BULUNMAMASI

Özet : Davadaki uyuşmazlık, Otobüs Zorunlu Koltuk Kaza Sigortası Poliçesi ile sigortalı araçta yolculuk yapan küçüğün ölümü halinde, bu sigortanın TTK.nun 1321/2 nci maddesi hükmü uyarınca geçerli olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Otobüs zorunlu koltuk kaza sigortasında sigorta ettiren otobüsün işleteni veya taşımacı firma olmasına, poliçe genel şartlarına, TTK.nun 1321/2. maddesindeki geçerlilik halinin konuluş amacının küçükler, kısıtlılar ve özellikle ayırım gücünden yoksun olanlar hakkında sigortanın bu tür kişilere bakmakla yükümlü olanlar tarafından yaptırılması halinde küçük ve kısıtlıların ölümünden bu kişilerin yararlandırılmalarını önlemektir. Sigorta ettirenle riziko şahsı arasında bu tür menfaat ilişkisi olmadığına göre, TTK. 1321/2 hükmünün uygulanması mümkün değildir.

KARAR : Davacı vekili, müvekkillerinin ortak çocuğu olan Caner’in davalı sigorta şirketi nezdinde Otobüs Zorunlu Koltuk Kaza Sigorta Poliçesiyle sigortalı otobüste yolcu iken meydana gelen kazada vefat ettiğini ileri sürerek, (10.000.000.000)TL sigorta tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların murisi olan Caner’in kaza tarihinde küçük olması nedeniyle TTK’nun 1321 nci maddesi uyarınca poliçenin geçersiz olduğunu, davacılara ancak ölüm tarihi itibariyle riyazi ihtiyat ödenebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan delillere göre, davaya konu trafik kazasında sadece davacıların oğlunun vefat ettiği ve poliçe limitinin 10 milyar TL olduğunun anlaşıldığı, davalı vekili, davacıların çocuğunun küçük olması nedeniyle TTK’nun 1321nci maddesi uyarınca sigorta poliçesinde teminat miktarını tespit eden şartın geçerli olmadığını savunmuş ise de, davacı tarafın dayanağı olan Otobüs Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta sözleşmesi olup, sözleşme gereği taşımacı ile bilet sahibi olmak sureti ile yolcu sıfatını alan ve otobüste seyahat eden tüm kişileri kapsadığı, yolcunun küçük, mahcur veya mümeyyiz olmaması hallerinin bu tür sigortaların geçerliliğini etkilemeyeceği ve ölüm halinde ödenecek miktar belirtilmiş olduğundan davalının savunmasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davadaki uyuşmazlık, Otobüs Zorunlu Koltuk Kaza Sigortası Poliçesi ile sigortalı araçta yolculuk yapan küçüğün ölümü halinde bu sigortanın TTK.nun 1321/2 nci maddesi hükmü uyarınca geçerli olup, olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Bu tür sigortanın teminat kapsamını belirleyen genel şartların 1 nci maddesinde “İşbu sigorta uluslararası ve şehirlerarası yolcu taşıyan ve poliçede kayıtlı otobüste seyahat eden yolcuları, sürücüleri ve yardımcılarını………. taşımacılık hizmetinin başlangıcından bitimine kadar geçen seyahat süresi içerisinde…….. maruz kalacakları her türlü kazaların neticelerine karşı temin eder” hükmüne yer verilmiş olup, bu tür sigortada sigorta ettiren, otobüsün işleteni veya taşımacı firmadır. TTK.nun 1321/2 nci maddesindeki geçerlilik halinin konuluş amacı ise, riziko şahsı korumak, diğer bir deyişle küçükler, kısıtlılar ve özellikle ayırtım gücünden yoksun olanlar hakkında, sigortanın bu tür kişilere bakmakla yükümlü olanlar tarafından yaptırılması halinde, küçük ve kısıtlıların ölümünden bu kişilerin yararlandırılmasını önlemek ve bu konuda çıkacak çelişkileri gidermeye yöneliktir. ( Bkz.Dr.S.Ünan Hayat Sigortası Sözleşmesi, İst.1998, sh.25 vd ) yukarıda da değinildiği gibi, Zorunlu Koltuk Sigortasında, sigorta ettiren ile riziko şahsı arasında bu tür menfaat ilişkisi olmadığı gibi, rizikonun oluşmasında sigortadan menfaati bulunan kişilerin bir etkisinin bulunması da mümkün bulunmadığına göre, bu tür sigortada TTK.nun 1321/2 nci maddesi hükmünün uygulanması mümkün olmadığından ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı sigorta vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı sigortacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun görülen kararın ONANMASINA 30.10.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
T. 12.4.2011 E. 2010/4784 K. 2011/4246

ZORUNLU KOLTUK SİGORTASI
İL SINIRLARI İÇİNDE YAPILAN YOLCU TAŞIMALARI

ÖZET : Dava, otobüs zorunlu koltuk ferdi kaza sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, kazanın meydana geldiği güzergahın, kaza tarihinin ve aracın nitelikleri bildirilmek suretiyle Trabzon Valiliğinden anılan tarih itibariyle il sınırları içinde yapılan yolcu taşımalarında yetki belgesi verilip verilmediği, veriliyor ise yasal dayanağı ile uygulamanın ne olduğu sorularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

KARAR : Davacı vekili, müvekkiline zorunlu koltuk ferdi kaza sigorta sözleşmesi ile sigortalı davalıya ait aracın, yolcu taşımacılığı yaptığı sırada meydana gelen kaza sebebiyle ölen kişinin hak sahiplerine sigorta teminatının ödendiğini, ancak davalıya ait aracın yolcu taşımacılığı için gerekli yetki belgesinin bulunmadığını, bu sebeple poliçe genel şartları gereğince ödenen tazminattan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 57.500 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın meydana geldiği tarih itibariyle il sınırları içinde yapılan taşımalar için yekti belgesi alma zorunluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait aracın yetki belgesi olmaksızın yolcu taşırken meydana gelen kaza sonucu ölenin hak sahiplerine davacı tarafından ödenen tazminattan davalının işleten olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, otobüs zorunlu koltuk ferdi kaza sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücu en tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafından, davalı belediyeye ait otobüsün 30.12.2006 tarihinde Yeşilköy Beldesi’nden Beşikdüzü İlçesine gitmekte iken kazaya uğraması sonucu ölen kişinin yakınlarına zorunlu koltuk feri kaza sigorta sözleşmesine göre yapılan tazminat ödemesinin aracın yolcu taşıma yetki belgesinin bulunmadığı iddia edilerek Poliçe Genel Şartlarına göre sigortalıdan tahsili talep edilmiş, davalı tarafından ise kaza tarihi itibariyle yolcu taşıma yetki belgesi alınma zorunluluğunun bulunmadığı savunulmuştur.
Gerçekten de, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Poliçesi Genel Şartlarının sigortalıya rücu hakkı başlıklı B.7.c maddesinde, taşımacının yetki belgesinde kayıtlı olmayan taşıtlarla yapılan veya yetki belgesi olmadan yapılan taşmalar sonucu meydana gelen kaza sonucu ödenen tazminatın sigortalıdan rücuen tazmin edileceği düzenlenmiş olup, uyuşmazlık, kaza tarihi itibariyle il sınırları içinde yapılan yolcu taşımacılığında yetki belgesi alınma zorunluluğu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davaya konu taşımanın Trabzon İli Beşikdüzü İlçesi ile bu ilçeye bağlı 9 km mesafedeki Yeşilköy Beldesi arasında, dolayısı ile il sınırları içinde yapıldığı hususları çekişmesizdir. 25.2.2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 2/3. maddesinde “taşıma mesafesine bakılmasızın il sınırları içinde yapılan yolcu taşımaları, 100 kilometreye kadar olan şehirlerarası yolcu taşımaları ile belediye sınırları ile mücavir alanı içindeki taşımaların bu yönetmelik kapsamı dışında olduğu, bunlar için Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar il sınırları içinde yapılan yolcu taşımları ile 100 kilometreye kadar olan şehirlerarası yolcu taşımaları il ve ilçe trafik komisyonları ile işbirliği yapılmak suretiyle ilgili valiliklerce, belediye sınırları ile mücavir alanı içindeki şehiriçi taşımalar il ve ilçe trafik komisyonları ile işbirliği yapılmak suretiyle, ilgili belediyelerce bu yönetmeliğin taşımacılar için getirdiği sorumluluk ve yükümlülükler dikkate alınarak düzenleneceği belirtilmiştir.
Buna göre, taşımanın güzergahı ve kazanın meydana geldiği tarih itibariyle Ulaştırma Bakanlığı tarafından bu konuda henüz yönetmelik çıkarılmadığından davalının aracı hakkında yolcu taşıma konusunda yetki verilmesine ilişkin uygulama Trabzon Valiliği tarafından belirlenecektir. Anılan valilik tarafından hazırlanan Karayolu Yolcu Taşıma Yönergesi ise 10.11.2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yani, kazanın meydana geldiği 30.12.2006 tarih ve güzergah itibariyle davalının aracı için yetki belgesi hususunda Karayolu Taşıma Yönetmeliği hükümleri uygulanamayacağı gibi, Trabzon Valiliği tarafından Taşıma Yönergesi de kaza tarihi itibariyle henüz hazırlanmış ve yürürlüğe girmiş değildir.
Mahkemece, buna rağmen davalının yolcu taşıma yetki belgesinin bulunması gerektiği halde olmadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, bu belgenin kimden ve hangi usule göre alınmış olması gerektiği açıklanmadan karar verilmiştir.
Oysa, mahkemece, kazanın meydana geldiği güzergahın, kaza tarihinin ve aracın nitelikleri bildirilmek suretiyle Trabzon Valiliğinden anılan tarih itibariyle il sınırları içinde yapılan yolcu taşımalarında yetki belgesi verilip verilmediği, veriliyor ise yasal dayanağı ile uygulamanın ne olduğu sorularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin harç ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına 12.4.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
T. 14.4.2011 E. 2010/3096 K. 2011/4381

ZORUNLU KOLTUK SİGORTASI
TİCARİ TEMERRÜT (AVANS) FAİZİ UYGULANACAĞI

ÖZET : Dava, zorunlu koltuk ferdi kaza sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı tarafça dava dilekçesinde alacağın ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte tahsili talep edilmesine rağmen, mahkemece, Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi Genel Şartları’nın B.5. maddesi uyarınca yasal faiz uygulanmasına, davacıların avans faizi talebinin reddine karar verilmiş ise de poliçe genel şartlarında belirtilen “yasal temerrüt faizi” ibaresinin Yasa’da kararlaştırılan faiz olarak anlaşılması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşıma ve zorunlu koltuk ferdi kaza sigorta poliçesinden kaynaklanması sebebiyle davacıların talebi gibi avans nispetinde temerrüt faizine hükmedilmek gerekir.

KARAR : Davacılar vekili asıl ve birleşen davada davacı Döne’nin eşi, diğer davacıların babası olan A. K.’ın davalı sigorta şirketi nezdinde Ferdi Kaza Koltuk Sigorta Poliçesi ile sigortalı otobüsün sürücüsü iken meydana gelen çift taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, müvekkillerince sigorta şirketine müracaat edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00TL’nın ticari temerrüt ( avans ) faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, ıslahla D. için 19.999,99 TL, M. O. K. için 6.666,66 TL olmak üzere 26.666,65TL, birleşen davanın davacılarının her biri için ayrı ayrı 6.666,66 TL olmak üzere toplam 53.333,28 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı nezdinde Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası ile sigortalı aracın sürücüsü olan davacıların murisinin ölümünün poliçe teminatı kapsamında olduğu, Ferdi Kaza Koltuk Sigortası meblağ sigortası olup poliçede yazılı tutara davacıların hak kazandığı, Ferdi Kaza Koltuk Sigortası Poliçesi Genel Şartlarının B-5. maddesi uyarınca yasal faiz uygulanması gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüyle D. için 19.999,99 TL, M. O. K. için 6.666,66 TL olmak üzere 26.666,65 TL, birleşen davanın davacılarının her biri için ayrı ayrı 6.666,66 TL olmak üzere toplam 53.333,28TL’nın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek Ferdi Kaza Koltuk Sigortası Poliçesi Genel Şartlarının B-5. maddesi uyarınca yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıların avans faizi talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar temyiz etmiştir.
Dava, zorunlu koltuk ferdi kaza sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı tarafça dava dilekçesinde alacağın ticari temerrüt ( avans ) faizi ile birlikte tahsili talep edilmesine rağmen, mahkemece, Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi Genel Şartları’nın B.5. maddesi uyarınca yasal faiz uygulanmasına, davacıların avans faizi talebinin reddine karar verilmiş ise de poliçe genel şartlarında belirtilen “yasal temerrüt faizi” ibaresinin Yasa’da kararlaştırılan faiz olarak anlaşılması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşıma ve zorunlu koltuk ferdi kaza sigorta poliçesinden kaynaklanması sebebiyle davacıların talebi gibi avans nispetinde temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıdaki bentte açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacılar yararına BOZULMASINA14.4.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
T. 5.6.2012 E. 2012/3332 K. 2012/9768

ZORUNLU KOLTUK SİGORTASI
BİR MEBLAĞ SİGORTASI OLMASI
ZARAR SİGORTASI GİBİ DEĞERLENDİRİLMEMESİ GEREKTİĞİ

ÖZET: Dava, yolcu taşıma sözleşmesi kapsamında meydana gelen trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davalı şirketlerden birisi kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu koltuk ferdi kaza sigortacısı durumundadır.
Zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası bir meblağ sigortası niteliğinde olup, bu sigortaya dair Genel Şartlar A.3.2 maddesi uyarınca tazminatın ilgili maddede belirtilen oranlar dahilinde maktu olarak belirlenmesi gerekirken, zarar sigortası gibi değerlendirme yapılarak malüliyet üzerinden işgöremezlik tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır.

KARAR : Dava, yolcu taşıma sözleşmesi kapsamında meydana gelen trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine dair olup, davalılardan İ… Sigorta A.Ş.’nin kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu koltuk ferdi kaza sigortacısı olduğu anlaşılmaktadır. Zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası bir meblağ sigortası niteliğinde olup, bu sigortaya dair Genel Şartlar A.3.2 maddesi uyarınca tazminatın ilgili maddede belirtilen oranlar dahilinde maktu olarak belirlenmesi gerekirken, zarar sigortası gibi değerlendirme yapılarak %40 malüliyet üzerinden işgöremezlik tazminatına hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davalı İsviçre Sigorta A.Ş. yararına BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davalıların temyiz itirazının kabulüyle kararın BOZULMASINA05.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
T. 2.7.2012 E. 2010/8267 K. 2012/11567

ZORUNLU KOLTUK SİGORTASI
MALULİYET ORANI ÜZERİNDEN ÖDEME YAPILMASI

ÖZET : Zorunlu koltuk sigortası meblağ sigortası olup, poliçede yazılı maluliyetin gerçekleşmesi halinde, bu maluliyetin poliçedeki karşılığı nispetinde ödeme yapılmasını gerektiren bir sigorta türüdür.

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin, davalılardan Ray Sigorta A.Ş’ne “Zorunlu Mali Mesuliyet, diğer davalı A… A.Ş’ne “Otobüs Zorunlu Koltuk Sigortası” ve “İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası” poliçeleri ile sigortalı bulunan otobüste yolcu olarak bulunduğu esnada meydana gelen trafik kazası neticesinde ağır şekilde yaralandığını, davalı Ray Sigorta A.Ş tarafından sadece tedavi gideri olarak 1.010,56 TL kısmi ödeme yapıldığını, bakiye tedavi giderleri ile maluliyet ve işten kalma zararlarının ödenmediğini ileri sürrerek, ıslahen ( 313.950.000 ) TL tedavi gideri ile ( 7.000.000.000 ) TL işgöremezlik zararı olmak üzere toplam ( 7.313.950.000 ) TL’nın davalı Ray Sigorta A.Ş’den, ( 10.300.000.000 ) TL’nin davalı A… A.Ş den 06.05.2000 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı A… vekili, Otobüs Zorunlu Koltuk Sigortasından ödeme yapılabilmesi için davacının maluliyetinin belirlenmesi gerektiğini, istenen miktarın zorunlu trafik sigortası hadleri içerisinde kaldığını savunarak, davanın reddine istemiştir.
Mahkemenin, davanın kabulü ile, ( 7.313,95 ) TL’nın davalı Ray Sigorta A.Ş’den, ( 10.300 ) TL’nin davalı A… A.Ş den tahsiline ilişkin kararı, davalı A… A.Ş’nin temyizi üzerine dairemizin 22.09.2008 tarihli ilamı ile davalı A… A.Ş yararına bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra yeniden rapor alınmış, malüliyet yönünden benimsenen son bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, esasen davacıdaki vücut arızasının Otobüs Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının 6/b maddesi eki cetvelin en alt satırında yer alan bölüme girdiği, bu halde davalınn gerçekleşen zararın yalnızca %10’undan sorumlu olduğu, 12.06.2006 tarihli bilirkişi raporunda gerçek zararın 71.136, 33 TL olarak hesaplandığı, davalının bu miktarın %10’undan sorumlu olduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, 7.136,33 TL’nin faizi ile birlikte davalı A… A.Ş den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Zorunlu koltuk sigortası meblağ sigortası olup, poliçede yazılı maluliyetin gerçekleşmesi halinde, bu maluliyetin poliçedeki karşılığı nispetinde ödeme yapılmasını gerektiren bir sigorta türüdür. Mahkemece alınan son bilirkişi raporunda davacıdaki araz “göğüs kafesinde devamlı şekil bozukluğu yapan kaburga kırıklığı” olarak kabul edildiğine göre, zorunlu koltuk sigorta poliçesi nedeniyle davacının isteyebileceği tutarın, poliçe limiti olan 10.000 TL’nin %10’u olduğu gözetilip bu poliçe nedeniyle 1.000 TL’ye hükmedilmesi, keza davacının davalıdan zorunlu koltuk sigortası dışında ihtiyari mali mesuliyet sigortası nedeniyle de 300 TL talep edebileceği gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru bulunmamış ve kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı Ak Sigorta A.Ş vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenle davalı Ak Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA 02.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Whatsapp
Şevket Özel
Şevket Özel
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1